Geçtiğimiz hafta futbol adına bir efsaneyi daha kaybederken onun yaptıklarıyla övünen insanların ona yapılanlardan bihaber oluşunu gördük. Lefter bu toprakların gördüğü şüphesiz en büyük futbolculardan biriydi. Gerek Fenerbahçe gerek Türkiye formasıyla attığı goller dillerden dillere anlatılarak efsane şeklinde bugünlere kadar geldi. Sayı olarak 832 gol sığdırdığı futbolculuk hayatında "ver Lefter'e yazsın deftere" şeklinde efsaneleşen futbolcu taraflı tarafsız hepimizin hayranı olduğu bir sembol karakterdi.
Türkiyeli bir Rum olan Lefter hayatı boyunca Türk olarak lanse edildi ve öyle olursa ancak kabullenildi. 6-7 Eylül olaylarında evi basılan, ona sahip çıkmaya gelen arkadaşlarına dostlarına ona bunu yapan kimsenin adını vermeyen Lefter çocukluğunda da tüm akrabaları sürgüne gönderilmiş ve o yılları "babama çok çektirdiler" diye anlatmıştı.
Onun ölümüyle birleşen futbol kamuoyu renkleri ne olursa olsun Lefter isminde birleşmişti. Pazar günü olan anmada kimi onun Atatürk sevgisinden, kimi Türklüğünden kimi vatan sevgisinde hatta kimi utanmadan "doğduğu yeri unutmadı" sözünden ona bir övgü biçiyordu. Hem de çektiği acılara sebep olan isimlerin başında gelen birinin adının verildiği Şükrü Saraçoğlu stadında...
Lefter'i kaybettiğimiz gün bir ölüm haberi de hayatın ironisi olarak Rauf Denktaş'ın ölümü olarak ekranlara düşüyordu. Rum düşmanlığı üzerine ihtisas yapmış bir adamla Lefter'i aynı cümle içinde geçirmek bile Lefter'e hakaretken; insanlar "Türk dünyasının iki büyük kaybı" olarak lanse etti olanları. O Lefter ki sadece Rum olduğu için acılar çekmişti. Denktaş'ın kirli devlet oyunları Lefter gibi nicesini kendi kimliğinden koparmış bir başka kimliğe hapsetmişti. Lig maçlarında "saygı duruşu" yapılırken ikisinin ismi yan yana olduğu anda Lefter'e büyük bir saygısızlık yapılmıştır ve o saygı duruşu Lefter'e değil Denktaş ve onun kirli dünyasına yapılmış bir saygı duruşu olarak yerini almıştır.
Can Dündar'ın köşesine taşıdığı Nebil Özgentürk'ün belgesel çekimi sırasında olan sahneler Rauf Denktaş ve saz arkadaşlarının yaptığı kanlı oyunların bir sonucuydu. Nebil Özgentürk'e "Şu kamerayı kapat hele evlat" dedikten sonra Özgentürk'ün kulağına eğilerek "Babama da çok çektirdiler. O, yoksulluğu sayesinde sürgüne gitmekten kurtuldu, ama bütün akrabalarım Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldı" diyordu. Hem de Can Dündar'ın da dediği gibi 70 yıl sonra bile kapalı kameralar ardında... "Yemek masasında tonton, politikada acımasız" olanlar bugün de Lefter'in ölümünün ardından Rumluğunu hiçe sayarak Türk Lefter'i, Atatürk hayranı Lefter'i, Yunanistan'a gol atan Lefter'i anıyorlar. Rum Lefter'i , akrabaları sürgüne uğramış Lefter'i, Adadaki evi
basılmış Lefter'i görmek dahi istemiyorlar.
Ve bizler Lefter'i gerçekten sevenler, attığı 832 golün tekini göremeden masallarımıza kattığımız Lefter'i koşulsuz şartsız sevdik. Kimimiz Sarı Lacivertli renklere gönül veren Fenerbahçelilerle omuz omuza farklı renklerin tek sesi yaptı onu, kimimiz İspanya'da kolunda siyah bir bantla yad etti , kimimiz Yunanistan'da AEK taraftarı olarak tribünlere "ver Lefter'e yazsın deftere" yazdı. Ve biz Lefter'in hiç milliyetine bakmadık, kimleri sevdiğini sorgulamadık, hangi ulusal takımlara gol attığını sorgulamadık, biz sadece insan olan Lefter'in doğa üstü bir masal kahramanı oluşundaki sihire hayran kaldık.
Lefter için tüm takımların bir araya gelmesinden bile çekinen zihniyetlerin kendini açık ettiği şu ortamda tribünlerdeki cılız çatlak seslere karşı tribünler ortak bir tavrı gösterdi ve "futbolcu" "efsane" Lefter'i yalnız bırakmadı son yolculuğunda...
O yaşarken ona acılar çektirenler için Lefter'den yaşarken dileyemediğimiz özrü öldükten sonra dileyelim de en azından bundan sonra başka Lefterler olmasın! Kalbimizin bir köşesini Kral Metin Oktay gibi, Baba Hakkı gibi ona da ayırdık, bu kalp Lefter'i de hiç unutmayacak!
Hakan Karakoca
Lenin’in düşüncesi-Devrimin Güncelliği kitabı devrimin güncelliği sunuşu başta olmak üzere altı başlıktan oluşuyor. Dönemin Rusya’sının tarihsel olarak bulunduğu konumdan başlayarak Lenin’in sürece yönelik iradi ve politik yönelimlerinin anlatıldığı kitapta emperyalizmden öncü partinin konumuna Lenin’in Diğer sol gruplarla yaptığı polemiklerin özetlerinden Proletaryanın konumuna değin birçok konuyu içermektedir.
bandista'nın 8 Mart'ta çıkan Sokak Meydan Gece albümünden "Olur/Olmaz" şarkısı.