
Perihan Mağden sorunu, Taraf Gazetesi'nde yazmaya başladığından beri tekrar kendini göstermeye başladı. Ultra ironik ve kendine has diliyle kurduğu yazılarıyla başımızı döndüren Mağden, seri olarak "vijdan kuaförleri" ni ve kariyeristleri eleştirmeye başladı. Bugünlerde en büyük düşmanları; Yıldırım Türker, Nuray Mert ve Ece Temelkuran... Hepsinin ana akım medyada nasıl oradan oraya döndüğünü, hangi genel yayın yönetmenleriyle çalıştığını vs. anlatıyor. Perihan Mağden; hiçbirimizin şüphesi olmadığı üzere bugüne kadar sadece herhangi bir holdinge bağlı olmayan kitle iletişim araçlarında çalışmış ki; geri kalan yazarlara ekonomi politik dersleri veriyor. Dersleri alana yanında Emre Uslu, Önder Aytaç ve Aytaç'ın çok sevdiği günün en güzel hadisleri tweetlerini de bedava veriyor.
Perihan Mağden'in yazıları, o muhteşem üslubunun sebep olduğu baş dönmesiyle birlikte arka arkaya okunduğunda; elimizde kalan plaza dedikoduculuğu, ad hominemcilik ve politik olarak hiçbir şey söylememe yeteneği... Ha bir de unutmadan; Perihan Mağden'in ne kadar çok mahkemeye verildiğini, vicdani red ve ezilen kimlikleri savunurken Kemal Kerinçsizgiller tarafından ne kadar çok taciz edildiğini anlıyoruz.
Fakat şöyle küçük bir detay var, Perihan Mağden de kendini "Gossip Girl" sendromundan kurtarabilirse anlayacaktır; kimlik politikalarına dair piyasacılar da en azından piyasa istikrarı için bazı temel haklara daha sıcak bakıyorlar. Yani anadilde eğitim veya bedelli askerlik yakın zamanda gerçekleşebilir. Kürtlerin büyük kısmı ucuz işgücü kaynağı olduktan sonra ya da Mağden'in çalıştığı gazetenin "terörü bitirme dahisi" Emre Uslu'nun planları dahilinde yoksul çocuklar ölecekse vicdani red yerine bedelli askerlik olur, amele kürtler de dandik bir üniversitenin kürt dili ve edebiyatı bölümünde namaz kılar. (Aslında sorunun yakıcı olan kısmı; belki de Mağden'in istediğinin tam olarak bu olması.)
Hikayenin kahramanı Perihan Mağden, "ben zamanında ezilen kimlikleri savundum zaten eski solcuyum da, şimdi eğreti duran özgüven görünümlü egomla herkesi eleştirebilirim" tavrından vazgeçmedikçe bizim için safra köşesinde kendisine hep yer var. Arada roman yazmaya karar verdiğinde de bizim köşeyi bırakıp dönebilir, aramızda lafı olmaz.