
Geçmişin vicdan ve ahlak anlayışları artık geçerliliğini kaybetti diyor Mehmet Altan yeni çıkardığı Küresel Vicdan adlı kitabında. Küreselleşmenin yarattığı eşitsizliği vicdan eksikliğinde bulan Altan, “bütün dünyayı vatanımız, bütün insanları da vatandaşımız olarak görebilecek miyiz?” diye soruyor.
“Sermayenin değil, beyinsel yaratıcılığın zenginliğin kaynağı olmaya başladığı yeni dünyada toplumsal örgütlenme de, düşünce de değişmeye başladı. Sanayi sonrası yeni dönem, ırka dayalı ulus-devleti aşarak, insanların örgütlenme biçimi olarak aynı değerleri temel aldıkları bir küreselleşmenin dinamiklerini pekiştiriyor. Bu dönemin yeni ideolojisi de insan odaklı bir örgütlenme ve yönetim zihniyetini içeren panhümanizm olacak.” şeklinde ifadeleri ile sermayenin artık ilerleyen kapitalist sistemin içinde önemini yitirdiği, yerini insan beyni ve yaratıcılığının gelişen teknoloji ile birlikte "çalışan-çalıştıran" arasındaki farkı ortadan kaldıracağını savunduğu tezler arasında.
Şimdi öncelikle kafasının epey karışmış olduğu, kendi vicdanı ile bir müddet başbaşa kalıp bu ağırlık ile başedemediğini anladığımız Mehmet Altan'ın fikri savlarından önce birkaç terminolojik hatırlatma yapmak yerinde olacaktır.
Öncelikle "post-kapitalizm" olarak tanımladığı süreç bildiğimiz "emperyalist" süreçtir. Altan'a buradan seslenelim, "küreselleşme" kavramını "emperyalizm" boyutları ile gözlemlemezseniz, aynı kitbanızda düştüğünüz dar "vicdan" kalıplarına mahkum olursunuz. İçinde bulunduğumuz dünya, şu an sizin bertaraf ettiğiniz "sermaye sınıfı"nın yarattığı kutuplu, hiyerarşik ve bağımlılık yaratan ve sonuçları itibari ile de sürekli bir çatışma hali içeren bir dünyadır. Dünyaya bu pencereden bakmayan "yeni iktisatçılar", bu çatışmayı ve mücadeleyi görmezden gelerek yeni yarattıkları terminolojinin de esareti altına düşerler. Kitabınızda çok üzüldüğünüz ve çözüm aradığınız "eşitsizlik" kavramı da keza böylesi bir durumun sonucudur. Üzülmeyiniz bu gaflete sadece siz değil, sistemin gözünü döndürdüğü birçok kişi düşmektedir. Yalnız değilsiniz. Fakat hatırlatalım, kapitalizmde gelirler arası eşitsizliklerden ziyade temel sorun sizin yok saydığınız sınıflar arası bölüşüm sorunudur. Emeğin sömürüsünün şiddetli bir biçimde arttığı, geçmiş kazanımlarının yok edildiği bir dünya düzeninde eşitsizlik sorusunun cevabını "küresel vicdan" da aramanız iktidarı altında savrulduğunuz neoliberal politikaların ideolojik saldırısının bir parçasıdır. Unutmayınız ki yeni dünya düzeninde emek üzerinde sömürü dozunu gittikçe arttıran siyasi yapılar, emek örgütlenmelerinin önüne geçmek ve bu alanda oluşabilecek tüm karşı devrim oluşumlarına engel olabilmek adına sizin kitabınızda üzüldüğünüz ırkçılık ve ulusalcılık mikrobunu toplumlara bizzatihi yaymakta, sistemi buradan beslemektedirler.
Kitapta birkaç noktaya daha göz atacak olursak, insan beyninin "yaratıcılığının" ve farklı coğrafyalarda bulunan toplumların bir arada bu yaratıcılığa daha çok hizmet etmesi ile büyümenin öncüsü olacağı savunuluyor. Birarada yaşam arzusu tabi hepimizin içinde yer almaktadır, keza çözümün bir parçası olmak istiyorsanız sorunun nerede olduğunu bilmenizde fayda vardır. Çok uzağa gitmeye gerek yok, Türkiye bu durum için somut bir örnektir. Kapitalizmde son gelinen noktada, Yeni Şafak'ta verdiği bir röportajındaki ifadelerine göre, en "devrimci" siyasetin Avrupa Birliği'nden geçtiğine inanan Mehmet Altan, "demokrasi" kavramının faşizme, işsizliğe, yoksulluğa çare bulamayan/ bulmayan günümüz Avrupa coğrafyasında olduğuna inanmaktadır. Kendisinin, Türkiye'nin de bu coğrafyaya dahil olması ile kendi tarifi üzerinden "eşitsizlikleri" yenebileceği düşüncesinde olduğu anlaşılmaktadır. Sanırız ki kitabına odaklanmak için inzivaya çekildiği "yalıtılmış" köşesinden Avrupa'da son dönem yaşanan finans kapitalin krizini, bu krizin bedelinin işçilere ödetilmeye çalışılmasını, kamu bütçelerinin finans kapitalin finansman kasası olarak kullanıldığı bir süreçte yaşanılan kaosu ve sokaklarda halkın verdiği mücadeleyi gözden kaçırmıştır. Türkiye'de de AKP eli ile yaratılan, aşağıdan yukarı/ emekten sermayeye kaynak aktarımı üzerine kurulan bir ekonomik yapının getirdiği sosyo-kültürel çürümeyi atlayarak sorunu tamamen bir "vicdan eksiliği" olarak gören Altan, çözümü yine bireye ve topluma "devlet" eli ile (kitabında uzun uzadıya felsefesine de değindiği) bu vicdanın kazandırılmasında ve siyasi pratiğin de bu alanda yoğunlaşmasında bulmaktadır.
Neticede Mehmet Altan, şüphesiz bu siyasetin "başarılı" uygulayıcısı olacağına inandığı AKP'nin de bu alanda uyguladığı sermaye yanlısı politikalarının yanında, toplum üzerinde geliştirdiği sömürü ve baskı pratikleri ile birlikte daha güzel bir dünya hayalini kitabında bizimle paylaşmaktadır. Haydi okuyalım..
Lenin’in düşüncesi-Devrimin Güncelliği kitabı devrimin güncelliği sunuşu başta olmak üzere altı başlıktan oluşuyor. Dönemin Rusya’sının tarihsel olarak bulunduğu konumdan başlayarak Lenin’in sürece yönelik iradi ve politik yönelimlerinin anlatıldığı kitapta emperyalizmden öncü partinin konumuna Lenin’in Diğer sol gruplarla yaptığı polemiklerin özetlerinden Proletaryanın konumuna değin birçok konuyu içermektedir.
bandista'nın 8 Mart'ta çıkan Sokak Meydan Gece albümünden "Olur/Olmaz" şarkısı.