
Fransa Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımı'nı reddedenleri cezalandırma kararı ardından AKP iktidarından yaptırım-boykot açıklamaları gelmeye başladı. İçinde Ermeni ve soykırım geçen her cümlede kabaran kamuoyunun gazını almayı hedefleyen bu yaygaranın ekonomik alanda bir karşılığı yok. Zira, emperyalist-kapitalist sisteme aşırı bağımlı olan AKP iktidarının sistemi zaafa uğratma serbestisi bulunmuyor.
Ermeni toplumunun yaşadığı acıları Fransa’da yaklaşan seçimlerde oya tahvil etmeye çalışan Sarkozy iktidarının ise AKP’nin göstermelik çıkışlarını ciddiye aldığını söyleyemeyiz. Fakat ciddiye alınmamanın AKP’lileri epey rahatsız ettiğini düşündürecek çok alametler belirdi. Yasanın kabul edilmesi ardından yumurta mıknatısı Egemen Bağış, Başbakan’ın yaptırım açıklamasını ‘Sarko’ya kapak olsun’ diye yorumlarken, geçmişte Sarkozy’yi sakız patlatarak protesto eden Melih Gökçek de Fransa Büyükelçiliği önüne Cezayir anıtı dikeceğini açıkladı. Gökçek, anıtın üzerine konacak tuşa basınca da Cezayir Milli Marşı çalacağını söyledi. Fakat Cezayirlilere fikrini sormak akıllarına gelmedi. Tarih yapraklarını biraz geriye çevirince Gökçek ve tüm AKP’lilerin sevgiyle yad ettiği geleneğin Cezayir Kurtuluş Savaşı’ndaki tavrı nedeniyle Cezayirliler tarafından hiç de hayırla yad edilmediği fark ediliyor.
1832’den itibaren Fransa’nın emperyalist sömürgesi altında yaşayan Cezayir halkının uzun yıllar sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesi 1962’de kazanılmıştı. 1954’te başlayan ayaklanma 62’de sömürgecilerin Cezayir’den kovulmasıyla sonuçlandığında 250 binden fazla Cezayirlinin öldüğü belirlenebiliyordu. Yalnız ve yoksul Cezayir halkının direngenliği sömürgeci Fransa’yı köşeye sıkıştırdığında yardıma koşacak güç belliydi: NATO.
NATO ile Birleşmiş Milletler’in Cezayir’e dönük yaptırım ve müdahalelerini elinde tuzlukla destekleyen ülkelerin başında Türkiye geliyordu. 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalinde ümmetçiliği bir kenara koyup, işbirlikçilik görevini yerine getirmeye çalışan AKP iktidarına benzer şekilde, Cezayir karşısında Fransa’yı destekleyen de ataları Menderes iktidarı oluyordu. AKP’nin her fırsatta demokrasi yıldızı ve öncülü olarak adını andığı Menderes iktidarı Geçici Cezayir Hükümeti’ni tanımaması yanında, BM toplantılarındaki oylamalarda Fransa lehinde oy kullandı, bunların gereği olarak işgalci Fransız güçlerine lojistik-askeri yardımda bulundu.
Menderes’in iştahlı sömürge işbirlikçiliğinin de engel olamadığı bağımsızlık mücadelesini Cezayir halkı kendi özgücüne dayanarak kazandı ve sömürgecilerden arındırılmış bir yaşam kurdu. AKP’lilerin izini sürmesi gereken gelenek orada öylece duruyor ve Sarkozy’nin avrolarının arkasından sinsi sinsi gülümsüyor. Gökçek ve Bağış’ın ucuz şovları bu tarihsel gerçekleri unutturmaya yetmiyor.
Fethullah Gülen, Nur Cemaati'nin Hocaefendisi, 1980 öncesinin Komünizmle Mücadele Dernekleri kurucusu... Komünizmle Mücadele Dernekleri, Soğuk Savaş döneminin bir Amerikan "sivil toplum kuruluşu" olarak biliniyor. İşlevi; kara propagandadan, provokasyona kadar bir yelpaze içinde çeşitlilik gösteriyor.
Cengiz Çandar 1980 öncesi sosyalizmin Mao Zedong yorumunu devrimci bulurken 24 Ocak kararları ve 1980 darbesi ile birlikte liberalizmin Turgut Özal yorumunu devrimci bulan sivil bir entelektüel yazar. Bugün itibariyle Cengiz Çandar'ın daha ani tavır değişiklikleri dikkat çekiyor.
Felsefeyle Anla Tarihle Yargıla'nın ilk konuğu Nazlı Ilıcak. Ilıcak yazılarında, katıldığı TV programlarında askeri vesayet rejiminin tasfiye edilmesi, darbelerin son bulması için hararetli polemiklere girdi.
“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne” halel getirebilecekleri gerekçesiyle gözaltına alınan mandalinalardan haber alınamıyor.
Tüm Yalan Haberler...
Lenin’in düşüncesi-Devrimin Güncelliği kitabı devrimin güncelliği sunuşu başta olmak üzere altı başlıktan oluşuyor. Dönemin Rusya’sının tarihsel olarak bulunduğu konumdan başlayarak Lenin’in sürece yönelik iradi ve politik yönelimlerinin anlatıldığı kitapta emperyalizmden öncü partinin konumuna Lenin’in Diğer sol gruplarla yaptığı polemiklerin özetlerinden Proletaryanın konumuna değin birçok konuyu içermektedir.
8 Ekim'de Ankara'da 4 büyük emek örgütünün düzenlendiği mitingin ardından tersyuz.org'un çağrısıyla mikrofona geçen Yağmur Milena başarılı yorumuyla dikkatleri üzerinde topladı.