Hopa İddianamesinde Neler Var?

PDFYazdıre-Posta

 

9 Aralık'da Ankara'da Hopa tutuklularının ilk davası görülecek. 22 kişi 6 aya yakın zamandır Ankara Sincan F Tipi cezaevinde tutuklu bulunuyor. Bütün bu operasyonlar ve tutuklamaların nedenini anlatan iddianame ise 'hooppa bu mu yani' dedirten cinsten. Bir kitap külliyatından ibaret iddianemede, kitaplara ve bayrak sopasına dayanılarak 'silahlı terör örgütü üyeliği' iddiasında bulunuluyor.

Davada yargılanan  isimler şöyle: Ozan Sürer, Ömür Çağdaş Ersoy, Ozan Gündoğdu, Kadir Aydoğan, Başak Eylül Şan, Pelin Bayram, Tayfun Yıldırım, Uğur Uzunpınar, Mehmet Cem Çıplak, Uğur Tuna, Hikmet Tanıl, Göksel Ilgın, Sevgi Sönmez, Soner Torlak, Ferat Konukçu, Can Kaya, Çağrı Yılmaz, Can Türkyılmaz, Hazal Kangal, Nuri Özçelik, Özge Aydın, Demet Yılan, Mahir Mansuroğlu, Zafer Algül, Hamza Doruk Yıldırım, Özgür Atmaca, Cüneyt Çakır ve Eda Dişkaya.

31 Mayıs'ta Ne Olmuştu?
31 Mayıs 2011'de Tayyip Erdoğan seçim mitingi için her zamanki gibi Artvin merkezi değil bu kez Hopa'yı seçmişti. Hopa halkı, mitingin yapılacağı yerle arasından 'duble yol' geçen bir mesafede HES'leri ve çaydaki sömürüyü protesto etmek için toplanmış ve binalara pankartlarını asmıştı. Ancak polis buna imkan vermeyerek halkı dağıtmak için cop ve biber gazı kullandı. Bütün Hopa'yı kaplayan gaz bulutu içinde emekli öğretmen, devrimci Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hopa'ya dönük saldırıların ardından Tayyip Erdoğan Trabzon'da aynı gün yaptığı mitingte Hopa halkını 'eşkıyalar' diyerek hedef gösterdi.

Halka yapılan saldırının ve Metin Lokumcu'nun öldürülmesini protesto etmek için 31 Mayıs'ta emek ve meslek örgütlerin, siyasi partilerin çağrısıyla sokağa çıkıldı. Ankara'daki yürüyüş Sakarya Caddesi'nden başlayarak AKP İl Binası önüne kadar sürdü. AKP'nin önüne kurulan polis barikatı ve yüzlerce polis kitlenin üzerine Hopa'dakine benzer şekilde gaz ve coplarla saldırdı. Polisin saldırıları sonucunda eylemin dağılmasının ardından, polisin saldırıları sürdü. ÖDP Ankara İl Örgütü'nün binası polis tarafından basıldı, kapısı kırılarak, içeriye girilmek istendi. Polis sokakta sürek avına çıkarak 79 kişiyi göz altına aldı.

4 günlük göz altı süreleri, Terörle Mücadele sorgulamaları ile başlayan operasyonda 5 kişi tutuklandı.

İmamın Ordusu Seçim Zaferini Kutladı
Operasyonların ikinci evresi ise 12 Haziran seçimlerin hemen ardından evlere yapılan baskınlarla başladı. Ankara'da günlerce listelerle ev baskınları yapıldı, Amerikanvari operasyonlarla insanlarda sokaklardan göz altına alındı. Evlerden kitaplar, bilgisayarlar toplandı. 2 gün süren göz altının ardından göz altına alınan 18 kişiden 15'i tutuklandı. Bu operasyonlar sırasında ÖDP Parti Meclisi üyesi Ozan Sürer'de göz altına alınarak, tutuklandı.

6 Aylık Tutukluluk Cezası
Operasyon ve yargılama da dahil doğrudan polis müdahalesi ile gerçekleştirilen bu süreç sonucunda  gerçekleşen tutuklamaların kendisi de bir göz dağı ve cezalandırma olarak gerçekleşti. 6 ay boyunca defelarca itirazlar edilmesine rağmen bu itirazlar incelemeye dahi gerek duyulmadan 'copy paste rutin metinlerle' reddedildi.

Yoktan terör örgütü yaratıldı
Tutuklananların üyesi oldukları yasal kitle örgütleri, siyasi partilerin yapısı hiçe sayıldı ve tutuklular THKP-C gibi olmayan bir örgütün üyeleri kabul edildi. Lokumcu’nun hayatını kaybettiği eylem esnasında ve sonrasında Hopa’da gözaltına alınıp ardından tutuklananlar hakkında Terörle Mücadele Kanunu’na dayandırılarak oluşturulan suç davadan düşürülürken onlara Ankara’da destek verenlerin TMK kapsamına sokulması davadaki bir diğer önemli hukuksuzluk olarak dikkat çekti.

Kitaplı Terör Örgütü Üyesi
Operasyon yöntemine, medyada kopartılan fırtanaya ve 6 aya varan tutuklama süresine bakınca 'ciddi delil ve iddialar' beklenebilir. Ancak iddianamenin büyük bir bölümü evden toplanan kitapların mahiyetini anlatmaktan ibaret.

SOL Yayınları Halen Yasaklı
Ev baskınlarında polisin ilk hedefi her zamanki gibi 'SOL Yayınları'na ait kitaplar. Raflarda ne kadar SOL yayını kitabı varsa toplanmış. Bununla da sınırlı değil elbette 'kelimelere koşullanmış polisler' üzerinde Marks ve Lenin gördükleri kitapları da topluyor. Ve elbet Deniz Gezmiş'e, Mahir Çayan'a, İbrahim Kaypakkaya'ya ait kitap, fotoğraf ne varsa alınıyor.

İddianeme'nin büyük bölümü de bu kitapların mahiyetini anlatmakla doldurulmuş. Suçun ne olduğuna dair en küçük bir belirti olmadan kitabın devrimden, sosyalizmden söz etmesi suç unsuru olmasına yetmiş. Oğuzhan Müftüoğlu'nun Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan 'Bitmeyen Yolculuk' kitabı da 'silahlı terör örgütüne üye olmanın' kanıtlarından birisi olarak dosyada yerini almış. İddianamede kitap, 'çocukluğundan başlayarak, FKF, Dev-Genç'i' anlatıyor diye sunulmuş. Anlaşılan 'çocukluğun anlatılması da' suç unsuru sayılıyor. Mahir Çayan'ın, Ulaş Bardakçı'nın, Deniz Gezmiş'in neredeyse her yerde asıl olan fotoğrafların evlerde asılı bulunması ise suç!

İddinamede ayrıca bu kitapların kimilerine ilişkin yasaklama tarih ve karar sayısı da var. O kadar da boş değil yani! Mesela, Lenin'in Gençlik Üzerine kitabı için 1975/65, Mahir Çayan'ın Toplu Yazıları için ise 1979/34.

Ağır Suç Delilleri
'Silahlı terör örgütü' üyesi olmakla suçlananlara ilişkin kitaplar dışında nasıl suç delilleri var? İddianemeden aktaralım, '150 cm uzunluğunda, 2 cm kalınlığında sert plastik sopa', '90*90 çapta kareli puşi', '4 adet 60 cm tahta sopa', 'üzerinde TTB yazan şemsiye', 'sopasız flama'.... Yani, kitaplar,  'sert' plastik sopa, puşi, şemsiye ve sopa ile 'silahlı terör örgütünden' ve onun 'eyleminden' söz ediliyor.

Mahkeme tarafından kabul edilen Savcılık iddianamesi bu. 12 Eylül faşist darbesinin ardından geçen işkence süreçleri mahkemede delil oluşturmak için gerçekleştiriyordu. Askeri yargı da göstermelik de olsa, işkenceye de dayansa bir delile dayanarak ceza kesiyordu. Bugün ise Özel Yetkili Mahkemeler eliyle 12 Eylül yargılamalarını dahi aracak bir süreç işletilerek, hiçbir delile dayandırılmadan 'terör örgütü' kuruluveriliyor!

 


RSS