Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Ocak 2012 09:12 Administrator tarafından yazıldı. Pazartesi, 16 Ocak 2012 08:54

Şüphesiz Kıbrıs sorunu konusunu en iyi bilenlerden biri olan Rauf Raif Denktaş, Kıbrıslıtürkler’in yılmaz savunucusu markasına bürünmeden önce İngiliz sömürgesindeki Kıbrıs mahkemelerinde savcılık yapmış, başı sıkıştığında kendisinden hukuki görüş bildirmesi için yardım isteyen Kıbrıslıtürk köylüden yardım bedeli olarak bir servet istemiş bir tontondur.
Dava adamıdır, evet, lakin dava uğruna neleri feda ettiğini asla bilemeyeceğiz: Bir nevi primitif derin devlet olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın esas görevlerinden birinin Kıbrıslıtürkler’e korku salmak ve Türkiye’yi çıkarma yapmaya teşvik etmekti. Denktaş, teşkilatın en önemli destekçilerindendi. 14 yaşında askere gitmek, aynı anda da liseye gitmek zorunda kalan çocuk askerlerin varlığının sorumlusu, elinde silahla Kıbrıslıtürk kovalayan bazı Rumlar kadar, Denktaş’tır ayrıca bir anlamda.
Gelelim tonton dava adamının (muhtemelen) bildiklerine: Bombalanan camilerin bombalanacağını bilmesi? Hem Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasına hem de bölünmesine karşı çıkan, bağımsız Kıbrıs yanlısı Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ın vurulacağını bilmesi? Hatta vur emrini verdiğine dair hakkındaki söylenti?
“İki avukat sadece Cumhuriyet Gazetesi sahibi ve yazarları olarak değil, aynı zamanda “Kıbrıs Türk Halk Partisi” kurucuları olarak da Kıbrıs Türk liderliğine ve TMT’ye karşı siyasi muhalefeti partisel alanda örgütlemeye çalıştılar.
Onları ölüme götüren olay, 24 ve 25 Mart 1962 tarihlerinde Lefkoşa’nın Bayraktar ve Ömeriye Camiilerine konan bombaların faillerini açıklayacaklarını, gazetelerindeki manşet haberle duyurdukları gün oldu… Nitekim camileri bombalama olayı önceleri Kıbrıslı Türkler arasında fanatik milliyetçi Kıbrıslı Rumlar tarafından gerçekleştirildiği propaganda edilmiş, Türkiye kamuoyundaki genel kanı da camilerin fanatik Rum ve Yunanlıları iş birliğinde illegal örgüt adresi sayılan EOKA tarafından yapılmış olduğu yönünde genel kabul görmüştü… Makarios devreye girdi ve olayı kınayan ve suçluların yakalanmasını isteyen bir açıklama yaptı. Ancak ilerleyen günlerde bombanın Kıbrıslı Türkler arasındaki fanatikler tarafından konabileceği konuşulmaya başlandı… Haftalık Cumhuriyet Gazetesi’ndeki manşetten yayınlanan haberde, camilerin bombalanması olayının sorumlusu olarak TMT işaret ediliyordu. Söz konusu gazeteyi çıkaranlardan iki avukat Ahmet Muzaffer Gürkan ile Ayhan Mustafa Hikmet, bombaları yerleştirenleri bildiklerini, olay hakkında bilgi sahibi olanların ortaya çıkarak itirafta bulunmalarını isteyen bir haber yaptılar. Cumhuriyet Gazetesi ayrıca bomba olayının iç yüzünü ve gerçek sorumlularını da yakında açıklayacağını duyurdu.”
(Halil Paşa, Kıbrıs Haber, http://www.haberkıbrıs.com/n.php?n=avukatları-ölüme-götüren-manşet-neydi-2011-04-25)
Fotoğraf çekmeyi sevdiği için insan canlısı olduğunu iddia ederken, bir daha düşünün derim. Keza Türkiye’de de resim yapmayı çok seven biri var, adını hepimiz biliyoruz. Vatan için kol kırılır, yen içinde kalır, ölen ölür, bombalanan bombalanır şiarının iki yılmaz kalesi olan bu insanları, olduklarından daha sevecen ve insan canlısı göstermek ve dahi öyle hatırlamak için gayret göstermek, Ayhan Hikmet’ten Kutlu Adalı’ya Kıbrıs konusuna “yanlış” yerinden bulaştığı için hayatını kaybeden faili meçhullere haksızlıktır en azından.
EOKA-B ve EOKA-C örgütlerinin başaramadığı Kıbrıslıtürkler’i adadan kaçırmaya da onları bir şekilde silme işlemini bir kısım başarmış olan insandır aslında Rauf Raif Denktaş. 1974 sonrası benimsediği politika ile Kıbrıslıtürk nüfusuna illallah dedirtmiş, düzen yanlısı olmayanlara insan gibi yaşama şansı bırakmamıştır. Mucidi olduğu “eşdeğer” sistemiyle, Kıbrıslırumlar’dan kalan evlere güneyde mali mülkü olduğunu beyan eden Kıbrıslıtürkler’i seçici olarak yerleştirmiştir. Ne kadar düzen adamıysanız, Kuzey’de size tahsis edilen ev o kadar büyük, bahçesi o kadar geniş olurdu.
Bu “eşdeğer” sisteminin Türkiye’yi de içinden çıkılmaz bir mal-mülk davasına ve tazminatlara taraf yaptığını hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminin çok titizlikle yaptığı türk mali evlere mümkün olduğunca az insan yerleştirme, üstünden yol geçirmeyi tercih etme, vs. gibi hareketlere girişmemiştir Denktaş düzeni. Birtakım göçmenlerin malını bambaşka insanlara peşkeş çeken bir muz cumhuriyeti düzeni kurmuştur. Me$hür e$değer puan sistemini getirmiştir tapu işlerine: Güney'de mali mülkü toprağı olanlara puan, askerlik yapanlara puan, gibi garip formüller bulmuştur. Güneyde dönümlerce arazisi olanlar: sol partiye oy veriyorlar diye hiç puan! 14 yasından 20 yasına kadar askerlik yapanlar: sol görüşlü ve rüşvet almayı reddediyorsa sıfır puan. Güneyde iki zeytin ağacı olan düzen şakşakçıları: çok puan, Kıbrıslı olmayan birtakım iş adamlarına KKTC vatandaşlığı, çok puan ve çok arazi veren güzel bir düzenin kurucusudur Denktaş. Yıllarca da Türkiye’yi kendi tarafında tutmayı çok iyi bilmiştir.
Özetle Kıbrıslı Türkler fikrini ve Türk fikrini Kıbrıslıtürkler’den daha çok seven biridir Denktaş. Bilgili, Kıbrıs konusuna hakim, ve esprili olması, yukarıdaki gerçekleri gerçeklikten çıkarmıyor ya da daha kabul edilebilir kılmıyor.
Çağrı Yalkın
“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne” halel getirebilecekleri gerekçesiyle gözaltına alınan mandalinalardan haber alınamıyor.
Tüm Yalan Haberler...
Lenin’in düşüncesi-Devrimin Güncelliği kitabı devrimin güncelliği sunuşu başta olmak üzere altı başlıktan oluşuyor. Dönemin Rusya’sının tarihsel olarak bulunduğu konumdan başlayarak Lenin’in sürece yönelik iradi ve politik yönelimlerinin anlatıldığı kitapta emperyalizmden öncü partinin konumuna Lenin’in Diğer sol gruplarla yaptığı polemiklerin özetlerinden Proletaryanın konumuna değin birçok konuyu içermektedir.
8 Ekim'de Ankara'da 4 büyük emek örgütünün düzenlendiği mitingin ardından tersyuz.org'un çağrısıyla mikrofona geçen Yağmur Milena başarılı yorumuyla dikkatleri üzerinde topladı.